Kooby tr paint.png

Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Yapılan Değişiklikler (7099 Sayılı Kanun)

En son güncellendiği tarih: 4 Eki 2018

7099 sayılı “Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (“Kanun”) 10 Mart 2018 tarihli ve 30356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak (birtakım maddeleri istisnai tarihlerde olmak üzere) yürürlüğe girdi.


Kanun yürürlüğe girmesi ile birlikte, başta Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu, Harçlar Kanunu ve Gümrük Kanunu olmak üzere, ticari hayatın akışını düzenleyen birçok kanunun muhtelif hükümlerinde tadiller ve eklemeler gerçekleştirmiştir. Kanun incelendiğinde, düzenlenme amacının iç ve dış ticari işlemleri hızlandırıp, maliyetleri düşürme olduğu görülmektedir. Kanun bünyesinde doğrudan yatırımcı ve girişimci dostu olduğu bariz düzenlemelerin yanı sıra ticari hayatın tüm unsurlarını dolaylı olarak etkileyeceği öngörülebilen düzenlemeler de bulunmaktadır.


Bu yazımızda Kanun ve Kanun’un ticari hayatta yaratacağı öngörülebilir etki yalın bir dille irdelenecektir.


I. Şirket Kuruluşunda Daha Az Maliyet, Daha Yalın Bürokrasi

Kanun’un en belirgin amacı hiç şüphesiz ki; ticari girişimciler tarafından, şirket kuruluşu esnasında yerine getirilmesi zaruri birtakım işlemlerde noterliklerin yetki ve görevlerini zayıflatarak ticaret sicil müdürlüklerini tek ve kolay işlem noktası haline getirmektir.Bu doğrultuda yapılan tüm değişiklikler aşağıda açıklanmıştır:


"Ticaret sicil müdürlüklerinin tek işlem noktası haline gelmesi girişimci perspektifinden bakıldığında zaman ve efor tasarrufu sağlayan inovatif bir yaklaşımdır, idari perspektiften ise denetlenebilirliği arttıracağı şüphesizdir..."
  • Tacirler, ticari işletmelerine dair kullanacakları ticaret unvanını ve ticaret yaparken kullanacakları imzayı (tacir tüzel kişi ise, imzaları) ticaret sicil müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdürler. Kanun yürürlüğe girmeden önce bu yükümlülüğü yerine getirmenin iki yolu bulunmaktaydı, tacir ya (i) önceden notere onaylattığı unvan ve imzayı ticaret sicil müdürlüğüne sunacaktı ya da (ii) notere uğramayıp (mümkün ise) doğrudan ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda yazılı beyanda bulunarak unvan ve imzaya dair sorumluluğunu ifa edecekti. İlk bakışta kanunen tacirlere seçenek sunulmuş gibi görünse de ticaret sicil müdürünün veya yardımcısının tüm yeni tacirlerin yazılı beyanları ile uğraşmasını beklemek hayatın olağan akışı çerçevesinde imkansızdır. Bu sebeple her ne kadar kanun seçenek sunsa da bürokratik imkansızlıklar tacirleri noter yolunu izlemeye itmekte idi. Ancak yeni Kanun ile birlikte söz konusu unvan ve imza bildirim yükümlülüğünü yerine getirecek olan tacirler için noter onayı alma zorunluluğu da ticaret sicil müdürü ya da yardımcısı önünde yazılı beyanda bulunma zorunluluğu da ortadan kaldırılmıştır. Artık tacirler herhangi bir ticaret sicil müdürlüğüne doğrudan gidip, bu iş için yetkilendirilmiş personel huzurunda yazılı beyanda bulunarak unvan ve imzaya dair yükümlülüklerini yerine getirmiş olacaklardır. (7099 sy. kn. 21. m.)


  • Limited Şirket kuruluşu esnasında taahhüt edilen sermayenin en az %25’inin tescilden önce ödenmesi şartı kaldırılmıştır. (7099 sy. kn. 25. md)


  • Anonim ve limited şirketler eskiden tasdike tâbi ticari defterlerini (yevmiye defteri, envanter defteri vb.) kuruluşları esnasında noterden veya ticaret sicil müdürlüğünden tasdik ettirebiliyorlardı. Yeni düzenlemeyle artık hem anonim ve limited şirketler hem de kooperatifler kuruluşları sırasında tasdike tâbi defterlerini yalnızca merkezlerinin bulunduğu şehrin ticaret sicil müdürlüğünde tasdik ettirebilecekler. Bu işlem için noter opsiyonu kaldırılmıştır. (7099 sy. kn. 2. m. ve 22. m.)


  • Limited şirketlerin kuruluşunda; kurucuların “şirket sözleşmesi” üzerindeki imzalarının noterce onaylanması veya sözleşmenin ticaret sicil müdürü ya da yardımcısı önünde imzalanması şarttı. Kanun seçim imkânı sunsa da yukarıda bahsettiğimiz bürokratik limitler girişimciyi noter marifetini kullanmaya itiyordu. Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte limited şirket kurucularının, şirket sözleşmelerini ticaret sicilin yetkilendirilmiş personeli huzurunda imzalamaları zorunlu hale getirilmiştir, ayrıca limited şirket kuruluşu esnasında şirket sözleşmesinden değerli kâğıt bedeli de alınmayacaktır. (7099 sy. kn 24. m.)


  • Kooperatiflerin kuruluşunda en az 7 ortak tarafından imzalanması zorunlu olan “ana sözleşme” Kanun yürürlüğe girmeden önce noter tarafından onaylanmaktaydı. Kanun ile artık kooperatiflerin ana sözleşmeleri ticaret sicil müdürlüklerinin yetkili personeli huzurunda imzalanacak olup, noter onayı zorunluluğu kaldırılmıştır. (7099 sy. kn. 7. m.)


  • Kooperatif yönetim kurulu, bir kişiyi kooperatifi temsile yetkili kılmak istediklerinde ilgili kimsenin isminin, imzasının ve ilgili kararlarının noterden tasdikli kopyasını ticaret sicile vermek zorundaydı. Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte bu süreç basitleştirildi; bir kişiyi kooperatifi temsile yetkili kılmak isteyen yönetim kurulu artık yalnızca kişinin ismini ve imzasını ticaret sicile bildirecek olup ilgili yetkilendirme kararını ticaret sicil müdürlüğünün yetkili personeline tasdik ettirecektir. Kısacası noterin kanuni rolü resimden çıkartılmıştır. (7099 sy. kn. 8. m.)


  • Şirket kuruluşunun ticaret sicili memurluklarına bildirilmesi halinde yapılan bu bildirim artık Sosyal Güvenlik Kurumu’na da yapılmış sayılacaktır ve kurucunun ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmesi gerekmeyecektir. (7099 sy kn. 18. m.)


Kuşkusuz ki Kanun, girişimci ve yatırımcıların şirket kuruluş masraflarını kısmak, noter etkinliğini azaltmak ve ticaret sicil müdürlüklerini tek işlem noktası haline getirmek amacındadır. Ticaret sicil müdürlüklerinin tek işlem noktası haline gelmesi girişimci perspektifinden bakıldığında zaman ve efor tasarrufu sağlayan inovatif bir yaklaşımdır, idari perspektiften ise denetlenebilirliği arttıracağı şüphesizdir. Yukarıda da belirtildiği üzere mevzuatın ticaret sicil müdürlüğü ve noter arasında bir seçim imkânı sunduğu işlemlerde dahi tacir bürokratik imkansızlıklar sebebiyle noteri amiyane tabirle “zorla değil ancak mecburen” tercih etmek durumundaydı. Ticaret sicil müdürlüklerinin omuzlarına bindirilen yeni sorumlulukların paralelinde yeterli altyapı çalışmalarının da yürütülmüş olması, gelecekte yaşanabilecek hak ve zaman kayıplarının engellenmesi adına elzemdir.


II. Dış Ticaret Masraflarına Üst Sınır

Kanun, tacirlerin yapacakları uluslararası ticari işlemleri esnasında karşılaşabilecekleri birtakım masraflara azami sınırlar getirme yoluna gitmiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 2014 senesinde bu sorunu dile getiren genelgesine ise buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu doğrultuda; Türkiye ile diğer ülkeler arasında deniz ve havayolu ile yapılan eşya ve yolcu taşımalarında yararlanılan hava ve deniz limanlarını işleten kuruluşlar ile geçici depolama yeri işleticileri, gümrüklü sahalarda ifa ettikleri tahmil, tahliye, ardiye, saha içi taşıma ücretleri ve benzeri masrafların, bakanlıkça belirlenen azami bedel sınırlarına uymakla yükümlüdür. Bakanlık tarafından azami bedeller belirlenirken özelleştirme uygulamaları çerçevesinde yapılan sözleşmelerde yer alan düzenlemeler dikkate alınacaktır. (7099 sy. kn. 12. m.)


Söz konusu sınırlamalara riayet etmeyen hava ve deniz limanlarını işleten kuruluşlar ile geçici depolama yeri işleticileri ise her bir usulsüz işlemleri için 5.000 Türk Lirası cezaya tâbi olacaklardır. (7099 sy. kn. 13. m.)


III. Kooperatiflere Harç Muafiyeti

Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birlikte artık anonim ve limited şirketlerin yanı sıra artık kooperatifler de kuruluş, pay devri, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ve Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri, bankalar, finansman şirketleri, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilere, bunların teminatlarına ve geri ödenmelerine ilişkin işlemler çerçevesinde harçtan muaftırlar. (7099 sy. kn. 3. m.)


IV. KOBİ’lere Finansmana Ulaşım Kolaylığı

Kanun yürürlüğe girmesi ile birlikte “6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu” (“6750 sayılı Kanun”) bünyesinde de tadiller ve eklemeler gerçekleştirmiştir. Birtakım eklemeler KOBİ’lerin finasmana ulaşmasını kolaylaştırırken bir diğer takım ise rehin alacaklısının tahsilatını kolaylaştırmak adınadır.


6750 sayılı Kanun’un düzenleniş amacı bilindiği üzere finansmana ihtiyaç duyan girişimcilerin/KOBİ’lerin kredi kuruluşlarına başvururken taşınırlarını “teslimsiz rehin” yöntemiyle güvence gösterebilme şartlarını düzenlemek ve bu sistemi yaygınlaştırmaktır.

Kanun yeni düzenlemeleri ile; rehin sözleşmesinde yer alması gereken temel unsurları düzenleyen 6750 sayılı Kanun’un 4. maddesinde değişiklik yaparak, normalde aranan GTİP kodu, seri numarası, şasi numarası vb. bilgilerin “niteliği gereği ayırt edici özelliği bulunmayan taşınır varlıklar” için aranmayacağını ve bu şekilde rehin hakkı tesis edilebileceğini hükme bağlamıştır. (7099 sy. kn. 27. m.) Ayrıca üzerinde rehin tesis edilebilecek taşınırların listelendiği 5. Maddeye “benzeri her türlü taşınır varlık ve hak” hükmünü ekleyerek rehni kabil mallar kümesini tartışmaya yer bırakmayacak şekilde genişletmiştir. (7099 sy. kn. 28. m.) Tüm bu düzenlemeler, KOBİ’lerin kredi kuruluşları karşısında, dar yorumlanabilecek hükümlerin yaratacağı kafa karışıklığı sebebiyle ihtiyaçları olan krediden mahrum kalmamaları içindir.


Ancak madalyonun diğer yüzünde; Kanun’un yaptığı bir diğer değişlik ile artık rehin alacaklısı, temerrüde düşen borçlu aleyhine (başka hiçbir tahsil yolunu tüketmek zorunda kalmaksınız) doğrudan genel hükümlere göre icra takibi başlatabilir. (7099 sy. kn. 31. m.)


Kısacası artık girişimciler daha fazla çeşitteki taşınırlarını sorunsuzca rehin verebilecektir ancak borçlarını ifa edemeyip temerrüde düşmeleri halinde de rehin alacaklısı başka yolları tüketmek zorunda kalmaksızın doğrudan kredi kullanan aleyhine icra takibi başlatabilecektir.


V. E-Belediye Sistemi

İdari işlemlerde verimlilik, hız ve kalite tesis edebilmek adına ciddiyetle ele alınmış, dört başı mamur bir dijitalleşme operasyonundan daha doğru bir çözüm düşünülemez. Halkımız bunu e-Devlet, BİMER ve (her ne kadar altyapı yeterliliği tartışmaya açık olsa da) UYAP gibi aktif ve başarılı örneklerin hayatımıza girmesiyle tatbik etmişlerdir. Kuşkusuz ki kamuoyunda idareye duyulan güvenin inşası; o idare tarafından kamuya tatmin edici hizmetin verilebilmesi ile doğrudan bağlantılıdır.

"...belediyelerde takibi gereken bir evrak veya ödeme işlemi demek, bürokratik bir labirentte saatlerce doğru insanı aramak anlamına gelebilmektedir."

Konuya bu perspektiften baktığımızda, belediyelerde takibi gereken bir evrak veya ödeme işlemi demek, bürokratik bir labirentte saatlerce doğru insanı aramak anlamına gelebilmektedir. İşte “e-Belediye” bilgi sistemi umuyoruz ki vatandaş ve belediye arasında kullanıcı dostu bir arayüz olarak yaygınlaşacak. Selefleri gibi bu sistemin de oturması zaman alacaktır ancak arayüz ne kadar kullanıcı dostu tasarlanırsa, halk da yeni sisteme o kadar hızlı entegre olacak ve kamu yararı sağlanacaktır.


Belediyeler, e-Belediye bilgi sisteminin kurulduğuna dair bildirimin İçişleri Bakanlığı tarafından yapılmasından itibaren 1 yıl içinde entegrayon çalışmalarını tamamlayacaklardır. Belediye Kanun’una eklenen yeni düzenlemelere göre: belediyeler, görev ve hizmetlerinin yürütülmesi ve vatandaşlar tarafından yapılan başvuruların sonuçlandırılması amacıyla artık e-Belediye bilgi sistemini kullanacaklardır. (6099 sy kn. 16. ve 17. m.)


Tüm bunlara ek olarak, yukarıdaki paragrafta belirtilen hüküm, Kanun’un yayım tarihi olan 10 Mart 2018’den 6 ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu da sistemin işlemeye başlaması için en iyi ihtimalde 1 yıl 6 ay olduğuna delalettir. Halihazırda dijital sisteme geçmiş belediyeler için ise sistemlerini aktarabilmek adına ekstra 1 yıl daha takdir edilebilecektir. Bu tip ulusal çaptaki bir dijitalleşme operasyonunun uyum ve standardizasyon yükü düşünülecek olursa, bu sürenin uzayacağı söylenebilir.


VI. Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı Tesisinde Elektronik Yöntem

Kanun’un “Kat Mülkiyeti Kanunu”nun 12. ve 14. maddelerinde yaptığı değişiklikler doğrultusunda hem kat mülkiyetinin tesisi hem de kat irtifakının tesisi adına yapılan başvurularda mimari projeler, tapu müdürlüklerine yalnızca elektronik yolla gönderebileceklerdir. (6099 sy. kn. 5. ve 6. m.)


VII. Mera Arazileri Üzerinde, Elektronik Haberleşme Altyapıları Lehine Ayrıcalık

Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birlikte, meraların tahsis amacının değişmesine yol açabilecek bir istisna daha getirilmiştir. Mera Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre; Evrensel Hizmet Kanunu kapsamında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca kurdurulacak veya Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş işletmeciler tarafından kurulacak/kurdurulacak elektronik haberleşme altyapıları için ihtiyaç duyulan mera alanlarının tahsis amacı (ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine) valilikçe değiştirilecektir. (6099 sy kn. 11. m.)



VIII. Anonim Şirketler İçin Düzenlenen Bir Takım Temsilcilik Enstrümanları Kaldırıldı

Organ Temsilcisi, Bağımsız Temsilci ve Kurumsal Temsilci olarak bilinen 3 farklı temsilcilik türü, Türk Ticaret Kanunu lafzından kaldırılmışlardır. (7099 sy. kn. 23. m.)


7099 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un tam metnine ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.


Av. Kaan Beylen

Ortak Avukat

  • Kapsamı Nedir?

  • Kimler Sorumludur?

  • İstisnaları Nelerdir?

  • Tarafların Anlaşamaması Halinde Ne Olacaktır?

  • Ceza ve Yaptırımlar Nelerdir?

  • Hesaplama Nasıl Yapılacaktır? (Tablolarla)

KOOBY HUKUK & DANIŞMANLIK - Tüm Hakları Saklıdır © 2018  KOOBY LAW & CONSULTANCY - All rights reserved © 2018